Yerli Malı Belgelerinin Değerlendirilmesinde Kritik Hata: Nihai Ürün Yerine Bileşen Bazlı Yorum  

1-Giriş
Kamu alımlarında yerli üretimin teşvik edilmesi amacıyla getirilen yerli malı avantajı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 63’üncü maddesi ile düzenlenmiştir. Böylece kamu ihale sisteminde rekabet ile sanayi üretimi arasında önemli bir denge kurulmuştur. Ancak uygulamada bu avantajın yanlış veya hatalı yorumlanması hem ihale sonuçlarını doğrudan etkilemekte hem de kamu zararlarına yol açabilmektedir.
Nitekim emsal bir Kamu İhale Kurul kararı, yerli malı belgesinin değerlendirilmesi ve fiyat avantajının uygulanması konularında ortaya çıkan hataların somut bir örneğini ortaya koymuştur. (Bk: Kamu İhale Kurulu’nun 26.03.2026 tarihli 2026/UM.I-903 sayılı kararı)
Bu çalışmada; yerli malı avantajının hukuki çerçevesi, yerli katkı oranının belirlenmesi, idarenin takdir yetkisinin sınırları ve hatalı uygulamaların ihale sürecine etkileri incelenecektir.

2- Yerli Malı Avantajı Sağlanmasının Hukuki Dayanağı 
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 63’üncü maddesi uyarınca; mal alımı ihalelerinde, yerli malı teklif eden istekliler lehine, %15’e kadar fiyat avantajı sağlanabilir. Bazı durumlarda ise bu avantajın uygulanması zorunludur.
Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 61’inci maddesinde bu avantajın nasıl uygulanacağının ayrısı düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Fiyat avantajı ihale dokümanında açıkça belirtilmelidir, 
  • Avantaj, yerli malı olmayan isteklilerin teklifine ekleme yapılarak uygulanır, 
  • Değerlendirme şeffaf ve eşitlik ilkesine uygun olmalıdır. 

Bu düzenlemelerin amacı, yerli üretimi teşvik ederken rekabetin korunmasını sağlamaktır.
Yerli malı statüsünün belirlenmesinde en kritik unsur, yerli katkı oranıdır. Yerli Malı Tebliği’ne göre bir ürünün yerli malı sayılabilmesi için yerli katkı oranının en az %51 olması gerekir. Başka bir anlatımla, ürünün tamamen yerli olması şartı aranmaz. Nihai ürün esas alınır ve alt bileşenlerin ithal olması tek başına belirleyici olmaz. Bu durum, özellikle çok bileşenli sanayi ürünlerinde büyük önem taşır.

3- Somut Olayın Oluşumu  
Kurul kararına konu olan somut olayda, istekli tarafından yerli malı belgesi sunulmasına rağmen idare, ürünün bir bileşeni olan “silikon izolatörün” ithal olduğu gerekçesiyle yerli malı avantajını uygulamamıştır. Başka bir anlatımla teklif bedeline %15 oranında ekleme yaparak değerlendirme gerçekleştirmiştir. Bu değerlendirme sonucunda, daha düşük teklif sunan istekli ihale dışı bırakılmış ve ihale daha yüksek bedelle sonuçlandırılmıştır.
Başvuru sahibi ise ürünün yalnızca tek bir bileşeninin ithal olduğunu, buna karşılık toplam yerli katkı oranının Tebliğ’de öngörülen %51 eşiğinin üzerinde bulunduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca, değerlendirmenin bileşen bazında değil, nihai ürün üzerinden yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bu iddiaya, olayda yapılan hatalı değerlendirme sonucunda yaklaşık 25,6 milyon TL tutarında bir kamu zararının ortaya çıktığını da eklemiş, bu durumunun 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde yer alan rekabet, eşit muamele ve kaynakların verimli kullanılması ilkeleri ile açık bir çelişki yarattığını belirtmiştir.  

4- Somut Olayın Değerlendirilmesi ve Kamu İhale Kurulunun Kararı
Yerli malı belgesi, ilgili mevzuat uyarınca yetkili kurumlar tarafından düzenlenen ve ürünün yerli katkı oranını teknik olarak ortaya koyan resmi bir belgedir. Bu belge, ihale sürecinde yalnızca şekli bir unsur değil, aynı zamanda maddi değerlendirmeye esas teşkil eden belirleyici bir veri niteliğindedir.
Bu çerçevede idarelerin teknik değerlendirme yapma yetkisi bulunmakla birlikte, yetkili kurumlar tarafından düzenlenmiş geçerli bir yerli malı belgesini kendi yorumlarıyla geçersiz kılmaları mümkün değildir. Aksi yöndeki bir yaklaşım, belge sisteminin işlevsiz hale gelmesine ve ihale süreçlerinde öngörülemezliğin artmasına yol açar. Somut olayda idarenin düştüğü temel hata da bu noktada ortaya çıkmaktadır. İdarenin değerlendirmesinin, ürünün bütününü esas almak yerine tek bir bileşen üzerinden yapılmış olması ve yerli katkı oranına ilişkin bütüncül analiz göz ardı edilmesi hatalı olmuştur. Oysa mevzuat açıkça nihai ürünün esas alınmasını öngörmektedir.
Kamu İhale Kurulu, verdiği kararında yerli malı belgesinin esas alınması gerektiğini ve değerlendirmenin nihai ürün üzerinden yapılmasının zorunlu olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, idarenin teknik verilerle desteklenmeyen yorumlarına dayanarak, resmi bir belgeyi etkisiz hale getirmesinin, hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır. (Bk: Kamu İhale Kurulu’nun 26.03.2026 tarihli 2026/UM.I-903 sayılı kararı)
Kurumun bu yaklaşımı, ihale hukukunda önemli bir ilkeyi de pekiştirmektedir: Belgelendirilmiş yeterlik kriterleri, idarenin subjektif değerlendirmeleri ile ortadan kaldırılamaz. Aksi halde ihale süreci nesnelliğini kaybeder ve hukuki güvenlik ilkesi zedelenir. 

5- Sonuç ve Değerlendirme
Yerli malı avantajı, doğru uygulandığında hem yerli sanayiyi destekleyen hem de rekabeti koruyan önemli bir araçtır. Ancak yanlış yorumlandığında, ihale sonuçlarını doğrudan etkileyen ve kamu zararına yol açan ciddi bir risk unsuruna dönüşmektedir.
Bu kapsamda, yerli malı değerlendirmesinde nihai ürünün esas alınması, yerli katkı oranının bütüncül bir yaklaşımla hesaplanması ve idarelerin yetkili kurumlar tarafından düzenlenen belgelere itibar etmesi zorunludur. Aksi yöndeki uygulamalar yalnızca ihale sonuçlarını sakatlamakla kalmayacak, aynı zamanda idareler açısından hukuki sorumluluk doğuracaktır. 16.04.2026

İlyas KILIÇ

Kamu Yönetimi Uzmanı

Kamu İhale ve Sözleşme Hukuku Danışmanı




Yararlanılan Kaynaklar

  1. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 
  2. Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği 
  3. Yerli Malı Tebliği 
  4. Kamu İhale Kurulu’nun 26.03.2026 tarihli 2026/UM.I-903 sayılı kararı
Yerli Malı Belgelerinin Değerlendirilmesinde Kritik Hata: Nihai Ürün Yerine Bileşen Bazlı Yorum
16

Nis